Kız Kulesi

Kız Kulesi: İstanbul Üsküdar İlçesi’ne bağlı sahil semti olan Salacak Mahallesi’nden geçerken; deniz kıyısında bulunan geniş merdivenler adeta basamaklarına oturmanız için sizi davet eder. Merdivenin herhangi bir basamağına oturup denizi seyretmeye başladığınızda, kıyının hemen açıklarında bir ada üzerine inşa edilmiş tarihi yapı gözünüze ilişir. İşte bu tarihi yapı “Kız Kulesi” olarak isimlendirilir. Hele birde elli metrede bir konumlanmış olan otantik büfelerden kendinize; kış mevsiminde salep, yaz mevsiminde bir fincan kahve ısmarlarsanız; bu eşsiz manzaranın tadını fazlası ile çıkarabilirsiniz.

2500 Yıllık Tarihi İle “Kız Kulesi”

Milattan Önce “Kız Kulesi”

Eldeki tarihi belgelere dayanılarak, Hz. İsa’nın doğumundan tahmini beş yüz yıl evvel inşa edildiği düşünülen Kız Kulesi; Eski Yunan Dönemi’nden Cumhuriyet Devri’ne kadar bu coğrafya üzerinde yaşanmış acı tatlı her olaya şahitlik etmiştir. İstanbul’da yaşayan Rum asıllı araştırmacı Evripidis’in tezine göre; Kız Kulesi’nin inşa edildiği kara parçası, zamanla sahilden koparak uzaklaşmış ve bugünkü adacık konumunu almıştır.

Kız Kulesi’nin üzerinde konumlandığı adacıktan bahseden tarihi ilk kaynak ise İsa’dan evvel 410 yıllarına tekabül etmektedir. Bu kaynaktan edinilen bilgiye göre Kız Kulesi, Eski Yunan Komutanı Alkibiades tarafından; İstanbul Boğazına giriş – çıkış yapan gemileri denetlemek amacı ile yaptırılmıştır. Günümüzde Fatih Belediyesi sınırları içinde kalan Sarayburnu semtinden Kız Kulesi’nin bulunduğu bu adacığa çekilen zincir sayesinde; boğazdan geçen gemiler kontrol altında tutulduğu gibi, bu gemilerden vergi tahsilatı gerçekleştirilmiştir. Alkibiades’ten yaklaşık yetmiş yıl sonra ise; başka bir Eski Yunan Komutanı olan Chares; bu adacığa karısı için mermer sütunlardan oluşan bir mezar inşa ettirmiştir.

Roma Dönemi ve “Kız Kulesi”

Takvimler milattan sonra 1110 yılını gösterirken, İmparator Manuel Comnenos tarafından o güne kadar bir adacıktan ileri gitmeyen kara parçasının üzerine ilk yapı yaptırılmıştır. Bir kule şeklinde olan bu yapı; İmparator Manuel Comnenos’un hükümdarlığı süresince inşa edilen iki kuleden biri olma hüviyetini kazanmıştır. Diğer kule ise Osmanlı Dönemi’nde inşa ettirilen Topkapı Sarayı’nın sahili konumundaki Sarayburnu’ndadır. İmparator Manuel Comnenos, tıpkı Eski Yunanlı ataları gibi Sarayburnu’ndan Kız Kulesi’ne çektirdiği zincir sayesinde hem vergi tahsilatı yapmış, hem de İstanbul Boğazı’ndan geçen gemilere hakim olmuştur.

Bizans Dönemi ve “Kız Kulesi”

Bu döneme kadar tarih boyunca geçirdiği badireler nedeni ile kullanılamaz hale gelen Kız Kulesi; dönemin Bizans İmparatoru tarafından restore edilmiştir. Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatılan ve ardından fethedilen İstanbul’un savunmasında Bizans İmparatorluğu yine bu kuleden faydalanmıştır. Öyle ki Bizans İmparatoru’na yardım etmek için Venedik’ten emrindeki donanma ile gelen Komutan Gabriel Treviziano Kız Kulesi’ni askeri üs olarak kullanmıştır.

Osmanlı Dönemi ve “Kız Kulesi”

İstanbul’un fethedilmesi ve Osmanlı Yönetimi’ne geçmesinin ardından Fatih Sultan Mehmet; adacığın üzerinde bulunan yapıyı yıkıp, yerine daha modern bir kale inşa etmiştir. Üzerine toplar konulan Kız Kulesi, her ne kadar bölgenin deniz güvenliğini sağlasa da, asıl amacı bu değildi. Fatih Sultan Mehmet; bu kuleyi gövde gösterisi yapılan bir mecra haline getirmişti. Mehteran takımı kutlama ve benzeri durumlarda yaptığı top atışlarını burada gerçekleştirmekte ve “nevbet” olarak bilinen dönemin milli marşını yine Kız Kulesi’nden okumakta idi. Günümüzdeki Kız Kulesi’nin ilk katı Osmanlı Dönemi mimarisinin izlerini taşımaktadır.

Osmanlı Devleti’nin İstanbul’da hüküm sürdüğü sıralarda defalarca tadilata tabi tutulan “Kız Kulesi”; tarihçiler tarafından “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılan depremde ağır hasar görmüş ve Osmanlı Hükümdarlarından Yavuz Sultan Selim tarafından tekrar inşa edilmiştir. On yedinci yüzyılda ise çevresi sığ olan Kız Kulesi’ne olası deniz kazalarını önlemek için bir fener konulmuş ve kule artık Fener Kulesi veya Fener Kalesi isimleri ile anılmıştır.

On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda da, Fatih Sultan Mehmet’in başlattığı akım sürdürülmüş ve Kız Kulesi savunma amacı dışında, merasim atışları yapılması için kullanılmaya devam edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından tahta geçen Üçüncü Selim; Üsküdar’dan geçerken Kız Kulesi’nden atılan toplarla selamlanmıştır. Bu dönemden itibaren tarih boyunca Osmanlı Tahtına geçen her padişah; halka bu kuleden duyurulmuştur.

Zaman hızla akıp; tarih 1719 yılını gösterdiğinde; fener kandilinde bulunan kızgın yağ rüzgarın etkisi ile etrafı tutuşturmuş ve büyük bir kısmı ahşap olan Kız Kulesi nere ise tamamen yanmıştır. Bu olaydan altı yıl sonra İstanbul’un baş mimarı olarak anılan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa onarım işini üstlenmiştir. Tadilattan sonra Kız Kulesi kagir ve camın eşsiz evliliği ile yeni bir görünüme kavuşmuştur. 1731 senesinde ise Kız Kulesi kapsamlı bir restorasyon çalışmasından daha geçirilmiştir.

Osmanlı Devleti’nin duraklama ve gerileme dönemi son bulup çökme zamanı yaklaştığında ise bir zamanların gövde gösterisi mekanı olan Kız Kulesi; tekrar savunma amacı kullanılmaya başlanılır. Takvimler on dokuzuncu yüzyılın ikinci çeyreğini gösterdiğinde ise kolera salgınının şehre yayılmaması için bu hastalığa yakalananların tecrit ve tedavi edildiği bir hastane olarak kullanılır. Bu sayede yaklaşık otuz bin kişinin öldüğü salgın tüm şehre yayılmadan atlatılabilmiştir.

Osmanlı Dönemi’ndeki son hatırı sayılır tadilat ise İkinci Mahmud hükümdarlığı sırasında gerçekleştirilmiştir. 1832 yılında başlayan ve yaklaşık bir yıl süren bu onarım çalışması Kız Kulesi’ne bugünkü şeklini kazandırmıştır. Dönemin ünlü sanatçılarından saray hattatı Rakım Efendi Kız Kulesi’nin giriş kapısı üzerinde bulunan mermer taşa İkinci Mahmud’un turasını işler. Kız Kulesi’nin kubbesi üzerinde bulunan bayrak direği de yine bu dönemde yerleştirilmiştir. Tarih 1857 senesini gösterdiğinde ise, Kız Kulesi’ne bir Fransız Şirketi’ne yaptırılan fener inşa edilir.

Cumhuriyet Dönemi ve “Kız Kulesi”

İkinci Dünya Savaşı esnasında Kız Kulesi yeniden büyük bir onarımdan geçirilir.  Ahşap birçok kısım yıkılarak yerine betonarme yapılar inşa edilir. 1943 senesinde ise Kız Kulesi’nin etrafına yerleştirilen devasa kayalar sayesinde, kulenin denize kaymasının önüne geçilmiştir. Kulenin etrafındaki ambar ve gaz depoları ise bir bir kaldırılmıştır. Yapının dış duvarları görünümü bozulmaması amacı ile yıkılmamıştır ama içi tamamen betonarme olarak değiştirilmiştir.

1959 senesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrine tahsis edilen Kız Kulesi yıllar yılı bulunduğu konumdaki deniz ve hava trafiğini denetlemek amaçlı bir radar istasyonu olarak kullanılmıştır. “Deniz Kuvvetleri Tesisi Mayın Gözetleme ve Radar İstasyonu” olarak isimlendirilen binadaki sarnıç; 1965 yılındaki tadilatlarda yüksek radyasyon yaydığı gerekçesi ile üzerine beton dökülmek sureti ile kapatılmıştır. Ardından 1983 yılında Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne devrolan Kız Kulesi; 1992 yılına kadar deniz haberleşmesini sağlayan bir telsiz istasyonu olarak kullanılmıştır.

Ve Günümüzde Kız Kulesi

Tarih boyu birçok isimle adlandırılmış olan Kız Kulesi; 1995 yılında dönemin hükümetinin düzenlediği bir ihale ile özel bir şirkete kırk dokuz yıllığına devredilmiştir. Tarih 2000 yılını işaret ettiğinde kapısını ziyaretçilerine açan bu gizemli ve tarih kokan mekan; İstanbul’a ilk kez gelen yabancı ve yerli turistin ilgi odağı olmuştur.

Haftanın her günü, belli saatlerde Salacak Sahili’nden kalkan tekneler ile bu tarihi yapıyı ziyaret etmek mümkündür. Kız Kulesi’nin en üst katına çıkıp sırtınızı geride bıraktığınız Salacak Sahili’ne döndüğünüzde karşınızda, sol çaprazda kalan “Tarihi Yarımada” adeta sizi büyüleyecektir. Tarihi Yarımada’nın tepesinde bulunan “Topkapı Sarayı”; İstanbul’daki başka hiçbir noktadan bu kadar ihtişamlı gözükmemektedir.

Duruş pozisyonunuzu bozmamanız halinde iki kıtayı birbirinden ayıran İstanbul Boğazı, kıyıları döven dalgaları ile gözlerinizi kamaştıracak, tam karşınızda yer alan Haliç ve “Galata Köprüsü” muhteşem görüntüsü ile size doğal bir ziyafet yaşamanız için gerekli her şeyi sunacaktır. Sol tarafınızda konumlanmış olan Kadıköy İlçesi, modern çizgileri ve olanca canlılığı ile Kız Kulesi’ni selamlıyor olacaktır. Önünüzden geçen gemiler ise, hayatını o teknede bitiren kaptan ve tayfalar tarafından dahi bu kadar büyüleyici bir şekilde gözlemlenmemiştir.

Kız Kulesi’nde bulunan dürbün otomatları sayesinde bahsettiğimiz tüm manzarayı en ince ayrıntılarına kadar görme şansına sahip olabilirisiniz. Fakat yanınıza fotoğraf makinanızı almayı unuttuysanız, en güzel İstanbul Fotoğraflarını çekmekten mahrum kalacağınızı da üzülerek belirtmek isteriz. Zira Haliç, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’nın kesişme noktası olan Kız Kulesi; en güzel İstanbul karelerinin yakalandığı benzersiz bir nokta konumundadır.

Tarihte birçok efsane ile anılan bu gizemli mekanda; yaşadıklarınızın anlattıklarımızı gölgede bırakmasını dileriz. Umarız, siz de kısa zamanda Kız Kulesi ’nin büyülü ambiyansına kendinizi bırakma şansı yakalayabilirsiniz.

Gezilecek Yerler İstanbul Kuleleri , , , , ,

Related Listing

1 Review

  1. muhammed çetinkaya, 5 ays önce

    çokgüzel

       -   Cevapla

Place Your Review

Send To Friend

Captcha Verification
captcha image

Send Inquiry

Captcha Verification
captcha image

Alexa